GAZZENİN TARİHİ ÖNEMİ

Ocak 7, 2009 | | İlk Yorumu Yazın

Stratejik bakımdan Ortadoğu’nun en önemli noktalarından birini oluşturan Gazze, tarih boyunca pekçok savaş ve kargaşaya ev sahipliği yapmış bir coğrafyadır

Gazze hem Kudüs’ün ve hem Kahire’nin ileri karakolu niteliğindedir.

Kudüs’teki Latin devletinin kuruluşu ve yıkılışı sırasında en önemli savaşlar burada yaşanmıştır.

Batıya doğru ilerleyen Moğol orduları Sultan Baybars tarafından Gazze’de durdurulmuştur.

Mısır’ı alan Napolyon orduları Gazze üzerinden Akka kalesine ulaşmış ve burada Cezzar Ahmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusuna yenilerek geri dönmüştür.

Sultan II. Abdülhamit Gazze’yi önce Hazine-i Hassa’ya katmış ve daha sonra kendisinin özel mülkiyeti haline getirmiştir. Osmanlı’nın yıkılışının ardından Hanedanlık mensupları İngiltere mahkemelerinde açtıkları veraset davalarını kazanmışlarsa da, daha sonra bu karar temyiz mahkemeleri tarafından bozulmuştur.

Birinci Dünya Savaşı sırasındaki Kanal harekâtında başarısız olan Osmanlı orduları Gazze-Şeria- Birüşşeba hattında savunmaya çekilmişlerdir.

1917 yılında da İngilizler ile Osmanlılar arasında 1. ve 2. Gazze savaşları yapılmıştır. Bu tarihten sonra Filistin sorununun devreye girmesiyle Gazze’nin stratejik önemi bir kez daha gün yüzüne çıkmıştır.

1948’de İsrail devletinin kurulmasıyla birlikte, Filistin’in paylaştırılmasına dair 181 sayılı BM Genel Kurulu kararında Gazze, Filistinlilere verilen bölgeler arasında sayılmıştır.

Ancak “Filistin” olarak gösterilen bölge Ürdün ile Mısır’ın hâkimiyetine verilmiş ve Gazze Mısır’ın kontrolüne verilen bölgeler arasında yer almıştır.

1956 yılında Süveyş savaşında İngiltere ve Fransa’yla işbirliği yapan İsrail Gazze’yi işgal etmiş, ancak 7 Mart 1957’de bölgeyi boşaltmıştır. 1967 Haziran Savaşı’nda Gazze tekrar İsrail tarafından işgal edilmiştir.

35 yıl süren İsrail işgali Gazze’nin 2005 yılında boşaltılması ile sona ermiş, ama Gazze Şeridi günümüze kadar karadan ve denizden İsrail tarafından kuşatma altında tutulmuştur.

Filistin Hamas’ın seçimleri ezici bir çoğunlukla kazanmasının ardından patlak veren El-Fetih – Hamas mücadelesi Hamas’ın Gazze dahilinde kontrolü ele geçirmesiyle sonuçlanmıştır. Ne var ki, İsrail Hamas’ı bir terör örgütü olduğunu ileri sürerek meşru bir otorite olduğunu hiçbir zaman kabul etmemiştir. Yaklaşık iki yıl süren bu gergin ortam 2008 yılının son günlerinde yerini İsrail saldırılarına bırakmıştır.

Aslında Hamas’a göre orantısız ve ezici bir güce sahip olan İsrail’in bu kez kesin bir sonuca ulaşması beklenilebilirdi. Çünkü Hamas İsrail için çok kolay bir hedefti ve Gazze her zaman için kuşatma altındaydı.

Ne var ki, İsrail’in işi bu kez oldukça zor görünmektedir. Çünkü Hamas’ın başlangıçta ortaya çıkmasına neden olan, hatta bu oluşumu ortaya çıkaran bizzat İsrail’in kendisiydi.

İsrail başlangıçta Hamas’ı Filistin Kurtuluş Örgütü’nü zayıflatacak ve Filistin cephesinin bölünmesini güvence altına alacak bir oluşum olarak görmüştü.

Bu şekilde Filistin cephesinde söndürülemez bir fitne tutuşturulmuş ve İsrail’in eli güçlenmiş olacaktı. 10 yıl önce Filistin’in durumu tam da böyle bir görünümdeydi.

Yıllarca süren çatışma ve mücadelelerin ardından FKÖ gücünü ister istemez Hamas ile paylaşmak zorunda kaldı.

Sonunda Hamas FKÖ’yü Gazze Şeridi’nden çıkarıp burayı tek başına yönetmeye başladı.

İsrail açısından bakıldığında, devletin kuruluşundan bu yana ilk kez bir rüya gerçek haline gelmekteydi: Devletsiz iki ayrı halk ve iki ayrı yönetim.

Bu gün yaşanan çok amaçlı bir harekâttır. Harekâtın amacı Hamas’ı yok etmek değil, etkisiz hale getirmektir. İsrail Filistin’de herhangi bir grubun etkinliği ele geçirmesini istememektedir.

Ayrıca İsrail yeni Amerikan yönetimini sürmekte olan bir savaşı bitirerek selamlamak istemekte,

Obama’nın, iktidarı döneminde bir İsrail-Filistin savaşı ile sıkıntıya düşmesi ihtimalini ortadan kaldırmaya ve

Suriye ile yürüttüğü müzakerelerde kendi arka bahçesi saydığı Filistin topraklardan kaynaklanacak güçlüklerin elini zayıflatmasını engellemeye çalışmaktadır.

Üstelik İsrail hiçbir partinin üstünlük sağlama güvencesine sahip olmaması nedeniyle çok çetin geçmesi beklenen genel seçimlerin eşiğindedir. İktidardaki partiler savaştan önce Netanyahu’ya oy verme eğiliminde olan kesimlerin oylarını Livni ve Barack’a kazandırma amacını gütmektedirler.

Filistin’e topyekûn savaş ilan etmenin bahanelerini aramakta olan adaylar, maalesef Hamas’ın gönderdiği roketlerle bu bahaneyi elde etmiş oldular.

Eğer Hamas İsrail’e karşı planlı ve stratejik bakımdan hazırlıklı bir savaş yürütebilmiş olsaydı –ki, böyle olduğuna dair en küçük bir işaret bile bulunmamaktadır-; eğer İsrail karşısında tam ya da kısmi bir zafer elde edebilmiş olsaydı, tüm dünyanın saygısına mazhar olurdu.

Ne var ki, bu gün Hamas’la birlikte Gazze’liler İsrail’in şamar oğlanı konumuna düşmüş durumdadırlar.

Savaş meydanında İsrail Hamas’a ait, ya da Hamas’ın El-Fetih’ten devraldığı ne varsa yok etmektedir. İsrail Hamas’ı iktidara gelmezden ve Gazze’yi ele geçirmezden önceki konumuna indirgemek istemektedir.

Gazze’de bugün masum siviller ve çocuklar ölmektedir.

Biz dünyalıların ise ölen ve yaralanan çocukların resimlerini seyretmekten, sayılarının kaça ulaştığını hesaplamaktan ve çaresiz beklemekten başka elinden bir şey gelmiyor!

www.birincikuvvet.com

.

Bu Yazıları Okumak Yürek İster:

  • Tarihe Saygısızlık Mı?
  • Fare ile Yapılabilecekler
  • Bir gol de Pakistan’dan
  • Mevlit Kandiliniz Mübarek Olsun
  • Youtube Açıldı
  • Leave a Reply

    CAPTCHA (Şahıs Denetim Kodu) Resmi