Malta Adasında Bir Yaz

Şubat 28, 2012 | | İlk Yorumu Yazın

Uzun zamandır iş yoğunluğu ve biraz da üşengeçlikten yazamadığım bir yazı…

Malta adası Akdenizde ufak bir ada. Yıllardır İngiltere sömürgesinde kalmış, daha sonra kendi bağımsız olmuş ve şimdi avrupa birliği ülkesi. Yazları her ne kadar sıcak olsa da bunaltıcı bir havası yoktu. 2 ay boyunca Sliema bölgesinde yaşadım. Sliema, deniz kenarında sakin bir yerleşim bölgesi. Dil okullarının bu bölgede yoğunlaşmış olması nedeniyle, turist bakımından genelde öğrenciler bu bölgede bulunuyor. Çok ufak bir kum sahili bölgesi dışında denize girilebilecek yerler Sliemada olduğu kadar adanın genelinde kayalık. Adanın kayalık olması geçmişte kendilerine oldukça avantaj sağlamış. Çünkü, Osmanlı’nın da içinde bulunduğu bir çok kuşatmayı bu kayalıkların yardımıyla engellemişler. Doğal savunma yani. Her ne kadar kayalık olsa da masmavi denizi insanı cezbediyor.

Sliema’da gündüzleri denizde geçerken, akşamüstü güneşin batmasına yakın sahil yolu oldukça hareketli oluyor. Genelde yaşlı insanlar banklarda oturup, arkadaşlarıyla sohbet ederken, gençleri tempolu koşarken ya da yürürken görüyorsunuz. Yabancı dil pratiği için, akşamüstü sahil yolu ilaç gibi. Banklarda oturan insanlarla muhabbet edebiliyorsunuz. Sahil yolu boyunca yürürken, insanı hayaller diyarına götüren bir manzara eşliğinde denizin üzerinden batan güneşi izlemek ise ayrı bir güzellik. Hava karardıktan sonra ise sahile vuran dalgaların sesleri eşliğinde sahildeki partiler unutulmayacak derecede hatıralar bırakıyor. Parti deyince aklınıza müzik, dans gelmesin. Sliema, insanların bir araya gelip muhabbet ettiği sakin bir yer. Sliema’daki parti kavramı insanların toplanarak sahile gittiği, kimi zaman mangal yaparak, kimi zaman çerez-kola eşliğinde muhabbet ettiği bir ortam. Arkadaşlarınızın ya da yakınlarınızın sesi dışında bir de sahile vuran dalga sesleri oluyor sadece. Arkadaşlarınız da başka başka ülkelerden olunca her ülkenin kültürünü, hikayelerini öğreniyorsunuz.

Gecenin ilerleyen saatlerinde özellikle de haftasonları,  hayat duruyor burada. Tüm hareketlilik disko ve barların bulunduğu Paceville bölgesine kayıyor. İster latin müziklerinin çaldığı bir mekana girin, ister karışık pop müziklerinin çaldığı başka bir mekana girin. Yüksek sesten hoşlanmıyorum derseniz, arkadaşlarınızla nargile salonuna oturun muhabbet edin. Fakat, gecenin bir vakti Paceville bölgesindeyseniz yükses ses sizi her yerde bulacaktır. Gece rengarenk ve insanların eğlendiği bir bölge. Bazen köpük partisine, bazen dans gösterilerine rastlayacağınız bir bölge. Bazen de kişiliğinize ve yetişme tarzınıza ters düşecek şeyleri de görebilirsiniz. Her yerde olduğu gibi buranın da kendine özgü raconu var :) Dışarıda alkollü içecek ile dolaşmanız yasak. Mekanda birini rahatsız ederseniz ve güvenlik sizi dışarıya atarsa bu mekana bir daha alınmazsınız.

Malta’da her akşam bir yerlerde havai fişek gösterilerine rastlıyorsunuz. Çoğu zaman evin balkonunda havai fişeklerin patlamalarıyla beraber aydınlanan gökyüzünü izliyor, hangisinin daha güzel, daha etkileyici olduğu hakkında konuşuyorsunuz arkadaşlarınızla.

Kısıtlı bir zaman için buradaysanız, gündüzleri boş durmak yakışmaz. Gezip görmek lazım, bazen kaybolduğunuzu düşündüğünüzde aslında kaybolmadığınızı anlamak, bazen yanlış otobüse binip uzak diyarlara gitmek lazım değil mi. Adada üstü açık otobüslerle tarihi yerleri ve turistik bölgeleri gezebiliyorsunuz. Ya da haritanızı yanınıza alıp, normal bir otobüs ile kendi güzergahınızı belirleyebiliyorsunuz.

Adada ilk bulmak istediğim yer Türk Şehitliği idi. Evet Malta adasında bir Türk şehitliği bulunmakta. Fotoğraflarıyla beraber başka bir yazıya erteliyorum. Hem eleştireceğim, hem ortamdan bahsedeceğim.

Bu adaya geldiğinizde ilk uğrayacağınız yer Valetta olacaktır. Valetta, savaşların ve kuşatmaların olduğu bir şehir. Limanı büyük olan bu şehir askeri amaçlarla dizayn edilmiş. İlk dikkatinizi çeken bu oluyor, bildiğin kale diyorsun. Hâlâ askeri binaların bulunduğu bu şehirde dikkat etmek lazım, benim gibi turistlik bir yer diye girdiğiniz yerde elinizde fotoğraf makinasını gören bir subay tarafından nazikçe dışarıya çıkartılabilirsiniz :) Çok fazla turist tarafından ziyaret edildiği için alışagelmiş bir durum. Şu an müze olan yer altı sığınakları ve sokaklarında gezerken bozulmamış yapıları ile tarihin içinde gezeceğiniz bir yer.


Zamanın bozmadığı başka bir yer ise Mdina. Mdina’ya girdiğinizde zamanda yolculuk ederek ortaçağa geçiyorsunuz. Mdina, adanın en yüksek yerine kurulmuş ortaçağ  kalesi. Kalenin bir tarafında tamamen dik olan bir yamaç bulunuyor. Manzarası görmeye değer. Kale duvarları ise büyük  bir hendek ile çevrilmiş. Tek bir girişi var. Ortaçağ filmlerinde gördüğümüz tarza yapıya sahip. Dar sokaklarında gezerken hangi yılda yaşadığınızı unutuyorsunuz. İşkence müzesi, doğa tarihi müzesi gezilebilecek yerler. Günümüzde buranın en meşhur şeyi ise, manzara eşliğinde çikolatalı kek yemek.

Buralara gelip balıkçı köyü Marsaxlokk’u görmeden olmaz değil mi? Denizin üstünü saran mavi ve sarı ağırlıklı renklerle boyalı balıkçı sandallarıyla ufak ve huzurlu bir köy. Bir akşamüstü oradaydık. Geri dönmemize yakın, deniz manzaralı bir çay bahçesinde tombala oynuyorlardı. Fakat öyle bir-iki masa değil, tüm masalar :) Herkesin elinde bir kağıt, masada oturan bir bayan torbadan bir sayı çekiyor ve mikrofonla söylüyor. Masalardan sayıları tamamlayan varsa işaret ediyor, başka bir görevli herkesin duyacağı şekilde tekrar edip kontrol ediyorlar. Böyle büyük bir tombala organizasyonu. Oradakilerle konuştuğumuzda her akşam, bu şekilde organizasyonların olduğunu öğrendik bu huzurlu ve neşeli köyde. Burada her pazar kurulan büyük bir pazar oluyor. Deniz ürünlerinin yanında bir çok hediyelik eşya da uygun fiyattan satılıyor.

Blue Grotto başka bir görülesi yer. Mağaralarının içerisinde masmavi suyun dolaştığı doğal bir güzellik. Ufak tekneler ile turlar düzenleniyor,  mağaraların iç kısımlarına girip geziyorsunuz. Güneş ışığının tavanlardan yol bulup suya düşmesi ayrı bir güzellik. Mağaraların içerisindeki mor renkli kayaları ve denizin içerisine girmeden su yüzeyinden destek alır gibi yukarıya uzanan kayalar görmeye değer.

Malta’da kum bulmak oldukça zor. Kum üzerinde güneşlenip, denize girmek istiyorsanız Melliha Bay güzel bir yer. Tamamen kum sahili ve

sığ deniziyle eğlenilecek bir yer. Güneş için şemsiye kiralayan yerler var. Her yerde olduğu gibi burada da sıkı bir pazarlık ile yarı fiyatına kadar şemsiye kiralayabilirsiniz.

Sırada Gozzo ve Comino var. Bir dahaki yazımızda ;)

.

Bu Yazıları Okumak Yürek İster:

  • Marsaxlokk / Malta (2011)
  • Daily Malta 2011
  • Mangal Partisi (29 07 11) / Malta
  • Night in Malta (2011)
  • Valetta / Malta (Temmuz 2011)
  • Leave a Reply

    CAPTCHA (Şahıs Denetim Kodu) Resmi