NE KADARI GERÇEK

Ocak 12, 2009 | | 3 Yorum yapılmış

Cumaları Tolga Çevik’in Komedi Dükkanı’nı fırsat buldukça izlerim. Bazı kelime tekrarları ve anlayış kıtlığı rolleri bir yana , gerçekten zor bir işi başarıyor. Bir çok film ve dizilerle yarışıyor. Dizilerde bilirsiniz  10-20 büyüklü küçüklü karakterler olur. Fakat Tolga Çevik bir tiyatro perdesi, bir kendisi,bir misafir oyuncuyla gayet başarılı. Bu konuda takdiri hakediyor.

Tabi bu konuda organik bir destek var mı diye düşünüyordum.Biraz araştırdım. (merak işte). Yeditepe Oyuncuları Tiyatrosu’nun büyük emeği var Tolga Çevik üzerinde . Kurucusu Hadi Çaman. Sabetay kökenli bir kastamonulu aileden ve aynı zamanda mason bir tiyatrocu Hadi Çaman . Benim tezim; acaba yetiştirdiği tiyatrocuları da inanç köklü bağlarla mı seçiyor olduğuydu.

Tolga Çevik ile ilgili bu konuda bir bilgiye ulaşamadım. İlginç bir site de gözüme çarptı bu arada . (Sabetay50-sabetay list). Baktığımda ; kültürden sanata, medyaya, askeriyeye v.s. uzanan bir inanç grubu ile ilgili bilgimi tazeledim.

Sonra bu vatandaşlarımızın yakın tarihimizde tarafsızca değerlendirerek konumlandırılması gerektiğini anladım.

Batı ile yüksek frekanslı etkileşimimiz Tanzimat Fermanı ile oluşmuştur. Buradaki etkileşimi ,o dönemde köprü görevi gören Selanikli sabetaycılar iyi yönetmeye başladılar.

Selanik’in batıya ,topraklarındaki uç yakınlığı , musevi kökenli sabetaycıları ön plana çıkardı.  Ticari hayattaki konumları, dil bilmeleri, eğitim sistemini modern usüllerle yapan okullar açarak burada jenerasyonlarını yetiştirmeleri  son kısım osmanlı tarihinde ön plana çıkmalarını sağladı. (Örnek: Şemsi Efendi Mektebi)

İlim, sanat , devlet adamı ve kültür reformasyonu oluşturacak aydın yetiştirmekte ön plana çıktılar. Bu nedenle kendilerini şu şekilde tanımlamaktalar: Bizim sayemizde çok uluslu köhnemiş bir imparatorluktan , ulus devlete geçiş sağlandı. Batıdaki sanayi inkilabı sonrası kültürel gelişimi son kısım osmanlı ve şimdiki ulus devlette biz sağladık. Eğer biz(im birikimimiz)  olmasaydı, bugün o badireleri atlatamazdınız.

Kültürümüze olan her kavmin ve her kültürün pozitif katkısını elbette takdir ederiz. Ancak o süreçten günümüze gelişte, değerlerini dayatma yoluyla mı yaptığı ve ayrıca bunun karşılıksız vatan sevgisi veya menfaaat/faydacılık  mantığında mı geliştiğini tam olarak tesbit etmeliyiz.

Son tahlilde cumhuriyetimizin kuruluşu aşaması sonrası yapılan , milletimiz ve kültürü üzerindeki avrupa kültür baskısı (ve bunun bizdeki kültürel dönüşümünde ) ne kadar etkili oldukları tartışılmalıdır.

Çünki şöyle bir şüphe var tarihimizle ilgili:

Lozan anlaşmasında kurulan bir türk devleti karşılığında ,bu yeni devletin ,çevresindeki olaylarla ilgilenmemesi ve o günkü emperyal güçlerin hesaplarına karışmaması karşılığında bu sabetay zümre  hakim topluluk olarak kabul edildi mi..

Yani İngiltere gibi emperyal devletler, etliye sütlüye karışılmaması karşılığı yönetimi bunlara mı bıraktı… Bunlarla mı muhatap oldu/olmak istedi…

I. Dünya savaşı ve taa Yemen gibi uzak yerlerden geri çekilmekte olup ,bir de üzerine Kurtuluş Savaşı yapmış bir Osmanlı bakiyesi tebaayı yönetim için bir hakim topluluk mu oluşturmuştu ,batı..

Böyle bir konsensüs sağlanmış olabilir miydi… Bugünlerde tartışılan derin devlet yapılanmasıyla bir bağlantıları olabilir mi sabetaycıların.

Yani organizeler mi?  Homojen bir topluluk mu? (Çünki Zekeriya Sertel gibi koyu komünist bir kişi de çıkıyor bu gruptan veya Nazlı Ilıcak,Besim Tibük gibi liberaller de… Asaf Savaş Akat gibi kapital enstrümanlarla içli dışlı olanlar da.)

Acaba bu durum ,”bizim grupta geniş bir yelpaze olsun . Gerektiği zaman yönetiriz ve idare ederiz ” diye iyi polis ,kötü polis olayı mı?

Devlette bunların oluşturduğu bir yapı mı var, tetikçileri de milliyetçililerden oluşturulup onları kullanarak bu hakim yapıyı destekleten.

Genel manada dindar, islamla haşır neşir bir halk bu toplulukça pek tasvip edilmiyor. Milliyetçi ,ulusçu söylemler konumları için daha reel politik olarak gözüküyor. Hatta Ziya Gökalp’in bir kürt yahudisi olduğu söylenir (Türk milliyetçiliğin fikir babası).

Yoksa; AB reformlarında atik davranan AKP bunlardan bu mirası devraldı ve Ergenekon düzlemli derin devlet bunun kavgası mı?

Böyle bir yapı gerçekten var mı?  Örtüşüyor mu?  Eğer varsa böyle bir güdümlü derin devletin  son virajda geride bırakılması ile kimsenin tahmin bile edemeyeceği bir türkiyeye doğru yol alıyoruz.

Kimse ama kimse tahmin edemez nelere  gebe olacağımızı. Çünki gerçekten anadolu insanının üzerinde vesayet varsa  (kim seçimle gelirse gelsin  bu yapıyı değiştiremiyordu…Hatırlayınız)  uzun zamandır ilk defa kendi kendimizi ( öz kendimiz diyebileceğimiz) bir yapı yönetecek.

Buralara nereden mi geldik. Sağ sol olayları, doğu sorunu,alevi sünni çatışmaları ,bombalamalar,aktütün ,dağlıca baskınları … gibi bir çok olayda sanki ölenlerin bir önemi yokmuş ve bunların olması gerekiyormuş gibi bir devlet yönetimi tepkisizliği vardı.

Olayların sürekli üzeri kapatılıyor , soruşturmalar neticesiz ve akim bırakılıyordu. (Afedersiniz  ”tohumuna para mı verdim, zaten benim halkım değil” gibi bir ilgisizlik mi vardı.  Veya böyle bir derin yapı mı?

Bu soruları cevabını emin olun ben de bilmiyorum.

Ama bu topraklarda yaşayan bir vatandaş olarak bunları bilmek,olayları anlamak, sorgulamak ve doğru olarak bir sonuca getirerek,tarihsel sürecin yerli yerinde oturduğunu görmek isteyenlerdenim.

Ben mi çok kuşkucuyum, yoksa bunlar söylenmeyen gerçekler mi ? Bekleyip göreceğiz.

Reha muhtar’ın deyimiyle ” as-sooora efenim as-sooora”…

.

Bu Yazıları Okumak Yürek İster:

  • Beni Niye Uğraştırırsın Be…
  • Ortalık Spam Kaynıyor
  • Yahşi Batı için Cem Yılmaz’dan Uyarı Geldi
  • Seo ne yapar?
  • Blog engellemeleri kanun boşluğundan mı
  • Comments (3)

     

    1. TEAkolik diyor ki:

      “Ama bu topraklarda yaşayan bir vatandaş olarak bunları bilmek,olayları anlamak, sorgulamak ve doğru olarak bir sonuca getirerek,tarihsel sürecin yerli yerinde oturduğunu görmek isteyenlerdenim.”

      +10 :) Teşekkürler dostum..!

    2. abhr diyor ki:

      SAĞOLUN.

    3. stratejist diyor ki:

      Yazınızı okuyunca bakış açımızın aynı olduğunu ve hemen hemen aynı mesafeden ve açıdan bakıp çok benzer şeyler düşündüğümüzü çıkardım ve hayret ettim doğrusu, ben uç şeyler düşündüğümü sanıp niye bu kadar komplocuyum diyordum kendi kendime?

      Yazının Akp ayağına kadar katılıyorum”(sonunda bunlardan bende emin değilim desenizde, şu anki zannınız belli) o zannın aynısı bendede var ama inanmak istemediğimdende olabilir. Akp konusunda onları düşündüğüm yere koyabileceğim her soruma bi cevap buldum, çünkü osmanlı ile dünyaya hakimdik ve onlarda onlar gibi davranıyorlar, kafamı karıştıran tek bir olay var, kafamdaki bit yeniğide bu, muhalifet yanlısı insanların yorumlarına yorum yazamayıp seyrettiğim olay yani; israile 44 yıllığına kiralanan tam hatırlamıyorum, epey bi km2 alan mayından temizlenmek şartıyla kiralanmış, kiralanmasınaki mantığı anlamam mümkün olmadı, bi mantığı yok diyorum e sonrada bu yazdığınız ve aynı zamanda benimde aklıma gelen senaryonun içine cuk diye oturuyor bu durum. AMa ben hala iyi niyetliyim ve Akp den yetkili birilerinden bu olayın derin tarafını duymayı çok isterdim, yoksa bu şüphe gitmeyecek ve ben tam destek diyemiyeceğim. Kendi ülkende yanlız olmanın en hüzünlü hali bu (siyaseten bir tarafı tutmamak, ben osmanlıyım ve osmanlıyı savunan bi parti yok (mhp hikaye))

      uzattım kusura bakmayın, uamrım anlaşılır yazmışımdır

    Leave a Reply

    CAPTCHA (Şahıs Denetim Kodu) Resmi