Öncelikle Tüm şehidlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Bu aralar benim makinada youtube bir giriyor, bir kapanıyor :) Telekom ne yapıyor bilmiyorum fakat, yarım saat giriyor, yarım saat kapanıyor. Tabi youtubede iyi olduğu kadar kötü videolar da var. Bunlardan birisi de propaganda amacı ile koyulmuş çatışma videoları. Rastgele bu videonun bir bölümünü izledim. İnanın ki, orada olmak ve o mermi yağmurunda karşı ateş açmak yürek ister. Video, saldırı düzenlerin tarafından çekildiği için saldırı yapanların tarafından izliyorsunuz. O mermi yağmuru altında Mehmetçik karşı ateş açıyor ve adamların 50 Cm. - 100 Cm. yakınlarına isabet ediyor. O mermi yağmuru altında karşı ateş açmak ve bu kadar isabetli atışlar yapmak bana göre gerçekten profesyonel işi. Kahraman Mehmetçik diye boşuna demiyorlar.
Tabi saldırı yapan taraf, yüksekte… karakol ise aşağıda. Ateş üstünlüğü saldıran tarafta. Aşağıdan yukarıya doğru ateş üstünlüğünü insanlar ie yakalamak neredeyse imkansız. Fakat, bu ateş üstünlüğü teknoloji ile yakalanamaz mı?
Programcı olarak düşündüğümde, basit bir kamera sistemi ve bir yazılım ile -bana göre- yapılabilecek bir sistem. Aslında ben kamera sistemi ile diyorum fakat, biraz olasıkları düşündüğümde radar sistemi ile daha gelişmişi yapılabilir diye düşünüyorum.
Geçmişte, basit bir web cam ile hareket algılama programı yapmıştım. Program, resim üzerindeki piksellere bakıyor ve piksel değiştiğinde o pikseli işaretliyordu. Yazının devamını okuyun—> »
Readerıma düşen bir haber ilgimi çekti. Google yeni servisi videolardaki sesleri metne dönüştürerek videolarda arama yapıyormuş. Şimdilik deneme aşamasında olsa da bazı videolarda bu işlemi yapmışlar.
Son zamanlarda ingilizce öğrenmeye yeltenmem ve kurallarının tümünün bolca istisnası olduğunu öğrendim. İngilizcede hece kavramı yok. Bir kelimede geçen harfler ile aynı harflerin geçtiği başka kelime tamamen farklı okunabiliyor. Yazıldığı gibi okunmuyor muhabbeti yapmayacağım fakat yazışarak iyi bir derece anlaşmama rağmen telaffuz olayına gelince yapamıyorum :) Nedeni ise, harflerin çıkardığı sesler her kelimede farklılık gösterdiği için anlama ve okuma zorluğu çekiyorum. Şimdi bana göre zor olan bu durumu programcı mantığı ile düşünecek olursak, kelimelere göre metne çevirmek lazım gerek ki bu da oldukça iyi bir yapay zeka demek.
Durumu Türkçe olarak ele alırsak, okuma ve yazma kurallarında istisnaları yok denecek kadar az olması ve kurala bağlı şekilde yürümesi konuşmaları metne çevirmede ingilizce kadar zor olmaması anlamına geliyor bence.
Şimdi durup düşünmek lazım. Bu konuşmaları metne çevirerek arama yapma mevzunun videosuz bir alt versiyonunu 27 Mart 2007 tarihinde şurada esprili bir dille yazmışım. Neden böyle bir olay Türkiye’de çıkmadı ki bizim dilimiz diğer dillere göre daha basit ve kuralları oturmuş bir dil olmasına rağmen?
Nedenleri ve çözümleri hakkında biraz düşüncelerim var da onu da başka bir yazıda yazmak isterim.
Lost dizisi, 1 aylık ara vermişti. Kaldığı yerden devam ediyor. Türkiye içerisinde ikamet eden biri olarak internet üzerinden takipçisiyim. Çoğu kişi de takip ediyor. Lostun Sawyeri Beyaz Show’a konuk oldu, Uğur dündar sanırım canlı yayında telefon bağlantısıyla görüştü ve yakında televizyonlarda reklam filminde göreceğiz. Hiç görülmemiş bir ilgi ile karşılandı Türkiye’de.
Bu ilgiden memnun oldular sanırım ki, Lost’un en son bölümünde Benjamin karakteri 2 kelime de olsa Türkçe konuşmuş. Gerçi, Lost dizisi Türkiyedeki diziler gibi 4 günde çekilen bir dizi değil bildiğim kadarıyla fakat, adamlar önceden biliyorlardı, Türkiyede böyle ilgi olacağını :) Bu da ayrı bir sır olarak karşımıza gelirse şaşırmam :)
Kadın ve Erkek, bir elmanın bütününü oluşturan 2 yarısı gibi. Fakat, her zaman bir düello vardır aralarında eşit, eşit değil. Dün Atv Ana Haber bültenini izlerken ki, Mehmet Barbas bu işi çok iyi yapıyor. Yapmacık bir görümde değil, tamamen doğal bir görünümle yapıyor işini. Kendisini tebrik etmek lazım. Neyse dün gece izliyordum.
Bir haber vardı, Mecliste kanun tasarısı yapıyorlar. Her oturumda kadın-erkek eşitliği isteyen kadın milletvekilleri kadınlar için pozitif ayrımcılık istiyorlar. Neden? Madem ki eşit neden ayrımcılık istiyorsunuz?
Tabi habercilik gereği, bu teklif hakkında muhalefetten de yorum isteniyor… Muhalefet partili erkekler; “Kadın - Erkek eşittir, ayrımcılığa gerek yok” derken muhalefet bayanlar da, biz zaten düşünmüştük dercesine, “Bu teklifi ortaya atanları samimi olmamakla suçluyor.”
Gelecek kuşaklar okusun ve bilsin,
“4 Nisan 2008″ tarihinde iktidarıyla, muhalefetiyle Türkiye’yi yöneten milletvekilleri Kadın - Erkek eşit mi, değil mi, Pozitif ayrımcılık olsun mu, olmasın diye tartışırken, dış mihraplar : ) kadın - erkeğin eşit olmadığını görmüş, pozitif ayrımcılığı kanunla değil, düşünce ile yapmışlar…
İşte dış mihraplardaki Pozitif ayrımcılığın fotoğrafı;
Dünya ülkemizi siyaset ile tanıyor, çocuklarımız üniversiteleri eylem yeri olarak biliyor ve öğreniyor. Dünya gazetelerine baktığınız zaman haber olarak pkk, siyaset, çatışmalar veriliyor. Hiç teknoloji haberi verildiğini okumadım.
-Kızım bak bu da üniversite hani türbanlı ablaların eylem yaptığı yer
-Biliyorum!!
Küçük kız 5-6 yaşında var yok, annesinin başı açık sandığınız gibi oda türbanlı değil gayet modern bir kadın çocuğa üniversiteyi tanıtırken eylem yapılan yer olarak bahsediyor ve olayın en üzücü tarafı çocuğunda bunu bildiğini söylemesi.
Bunun üzerine bir de buradaki haberi okuyunca iyi sinir stres küpüne döndüm. Gerçi bu sitenin haberine ne kadar güveneceğim bilmiyorum fakat insanları psikolojik olarak yıpratmayı çok iyi biliyorlar…
Okullarımızın durumu belli… Sözüm meclisten dışarı siyasetçilere akıl veren profesörler, durmadan toplantı düzenleyip orayı burayı kınayan doçentler… Dünya işlerini biraz bırakıp öğrencileriyle ilgilenseler çok daha güzel olur gibi duruyor.
Türkiye’nin teknolojiyle biras da olsa ilgilenmesi dileklerimle….